1 Star2 Stars3 Stars4 Stars5 Stars (3 votes, average: 5,00 out of 5)
Loading...
Akreditif Nedir? Akreditif Ödeme Türleri | Soocommerce Web Yazılımları

Akreditif Nedir? Akreditif Ödeme Türleri

Dış ticarette kullanılan birçok ödeme şekli vardır. Bunlardan biri de akreditiflerdir. Akreditiflerle meydana getirilen ticaretin, bulunan riski azaltma mevzusunda ciddi bir önemi bulunur. 

Bu yüzden ithalat ve ihracat icra eden tüm firmalar, bu ödeme yöntemini kullanırlar. Bu ödeme yöntemi bankalar vesilesiyle mümkündür. Bu yüzden bankaların derhal hepsinde bu hizmet mevcuttur.

 Kurumsal şirketleri bu hizmetiyle kendilerine çekmekte ve bu konuda da kendi aralarında rekabet kurmaktadırlar. Bu sebeple akreditiflerde kullanılan komisyon ve ücretler, bankadan bankaya değişim göstermektedir.

 Akreditif yapacağınız banka seçimini yaparken, ücret ve komisyonları dikkate almanız önemlidir. Bu mevzularda mukayese yapmalı ve şirketiniz için en avantajlısı hangisi ise onunla çalışmalısınız. Bunun için bankalardan teklif alma yöntemiyle gerçekleştirebilirsiniz. Ayrıca akreditif yapabilmeniz için de firmanın banka nezdinde gayri nakdi limitinin bulunması gereklidir.

 Çünkü bu işlemde banka firma adına bir risk üstlenir ve bunun için de bankaya lüzumlu güveni sağlaması gerekir. İşte firmalar de bankalara sağlamış oldukları güven, yani limit kadarıyla çeşitli hizmetlerden yararlanabilir. Bunlardan biri de akreditiflerdir.

 

Akreditif Nedir?

Ticarette ödeme yöntemi olarak kullanılan akreditif, ithalatçının talebine nazaran oluşturulan ve bir banka tarafınca ihracatçıya belli koşullar altında ödeneceği mevzusunda verilen garantidir. Yani bankalarla meydana getirilen bir kontrat çeşididir. İngilizce karşılığı ‘Letter of Credit’ şeklindedir ve L/C olarak da görünür. Ülkemizde de bankalarda bu şekilleriyle görebilirsiniz. Ayrıca birçok türü de mevcuttur. Akreditif yaparken bu türler hakkındaki da fikriniz olması, işlemlerinizi ticarete daha müsait yapmanızı sağlar. Bir çeşit gayri nakdi kredidir.

Akreditifin oluşturulması için temel olarak dört tarafı bulunur. Bunlar ise ithalat yapan müessese, bu kurumun bankası, ihracat meydana getiren kuruluş ve aradaki bağlantıyı sağlayacak yurt dışı bankası kısaca muhabir bankadır.

İşlemlerde amir, amir banka, lehtar ve lehtar bankası şekliyle de görebilirsiniz. Burada amir ithalat yapanı, lehtarda ihracat yapanı tanımlar. Bu dört taraftan bir tanesi olmadığı takdirde akreditif işlemi yapılmaz.

 

Akreditif Ödeme Türleri Nelerdir?

 

Akreditif; uluslararası ticarette ödememe benzer biçimde risklerin ortadan kaldırılması için kullanılır. Çeşitli kısımları içeren akreditif türleri vardır. Bu türleri özetlemek gerekirse inceleyecek olursak;

 

Kabili Rücu Akreditif: Cayılabilir akreditif olarak da karşınıza çıkabilir. İthalatçının akreditif açtığı banka istediği her anda bu kredinin iptal edilebileceği şeklinde oluşturulur. Burada laf konusu malın bedelinin ödeneceğine dair bir garanti kati olarak verilmez. Bu yüzden satıcı tarafında çok emin görülmez.

 

Gayri – Kabili Rücu: Bu akreditif türü cayılamaz benzer biçimde oluşturulur. Cayılması için tüm tarafların onayı alınması gereklidir. Bunun dışında bir iptali mümkün değildir. Burada bir güvence mevcuttur ve banka tarafından şartlar yerine getirilmiş olduğu sürece ödeme taahhüdü vardır. Bu yüzden de satıcı açısından güvenlidir. Eğer herhangi bir ayrıcalık belirtilmemişse oluşturulan akreditifler gayri – kabili rücu olarak oluşturulur.

 

Teyitsiz Akreditif: Açılan akreditifte muhabir banka, amir bankanın teyidine gerek duymadan satıcı tarafın lehine oluşturur. Burada herhangi bir garanti bulunmaz.

 

Teyitli Akreditif: Teyitsiz akreditifin bilakis muhabir bankanın teyit ettiği ve mevzu olan malın bedelinin ödeneceğine dair bir ek güvence verilen türdür. Eğer alıcı bir bankanın teyidini ekleyerek lehdara doğrusu satıcıya bildirirse, akreditifi açan bankanın bütün sorumluluğu üzerine almış olduğu anlamını taşır.

 

Rotatif (Dönen) Akreditif: Yenilenen akreditif olarak görülebilir. Mal kullanıldıkça herhangi bir ek sözleşmeye yahut talimata gerek kalmaksızın aynı koşul yada meblağ üzerinden otomatik olarak yenilenir. Bu tür akreditiflerde meblağ olarak yahut vakit olarak sınırlar belirlenir. Böylelikle bankayı ve alıcıyı ciddi sorumlulukların altına girmekten kurtarır.

 

Kırmızı Şartlı Akreditif: Akreditifin üstünde kırmızı olarak belirtilen; malların satın alınmasında, işlenmesinde, ambalajlanmasında, ulaşımında ve depolanmasında kullanılmak için bir ön ödeme ödemesinin yapılacağını belirten akreditif türüdür. Amir tarafınca peşin ödeme yapılır yahut ön ödeme gönderilir.

 

Yeşil Şartlı Akreditif: Bu tür akreditifte ithalatçıya peşin ödeme yapılmış imkanı verilir. Ödemeler ise malların depolandığı benzer biçimde durumları gösteren makbuzlar ve faturalar karşısında yapılır. Bu sayede amirin riski birazcık daha azaltılır. Ayrıca peşin ödeme cevabında ihracatçı malları göndermez veya şartlara uygun davranmazsa, ithalatçı tarafınca amirin bankadan parayı istemesi mümkündür.

 

 

Karşılıklı Akreditif: Bu tür akreditifler transit ticarette bulunan aracılı satışlarda kullanılır. Arada bulunan firma hem amir hem de lehdar konumundadır. Yani malı alır ve amir konumuna geçer sonra satar ve lehdar konumuna geçer. Bu tür akreditifte çeşitli koşullar vardır ve sağlanması gereklidir. İki tane akreditif olduğu için ikisinin de koşulları birbirleri ile vade gibi konulardan uyumlu olmalıdır.

 

Devredilebilir Akreditif: Bu tür akreditifler, lehdar tarafından başka bir lehdara devredilebilmesini sağlar. Fakat bunun yapılabilmesi için amir tarafından devir edilebilir olduğuna dair bir kayıt koyulması ve akreditifin de gayri kabili rücu olması gerekmektedir. Bu devir sadece bir kere yapılabilir.

 

Garanti Akreditifi: Garanti mektubu gibi olan bu akreditif türü herhangi bir malı değil, hizmeti içerir. Hizmetin garanti altına alınması için kullanılır. Sadece kapsam yönünden farklı olan bu tür, şekil olarak diğer akreditiflere benzer.

 

Akreditif ile ticaret yapmak isteyen şirket karşısında bu sürecin işleyişi şu şekildedir: Öncelikle alım ve satım tarafları arasında bir sözleşme imzalanır. Yani amir ve lehdar kendi aralarında malın alım ve satımına dair sözleşme yaparlar. Daha sonrasında bu kontrat ile ithalatçı, yani amir kendi bankasına başvurarak; ihracatçı kısaca lehdar adına L/C (akreditif) açılmasını talep eder.

 Bu banka amir banka niteliğinde olur.

 Amir banka da muhabir bankaya ulaşır ve bu akreditifi iletir. Akreditif beyannamesini alan muhabir banka da bununla beraber ihracatçıya şu demek oluyor ki lehdara ulaşır.

Tüm bu bilgilendirmeler bittikten sonrasında mallar ithalatçıya gönderilir ve elinde bulunan vesaik belgesini muhabir bankaya ileterek mal bedelini bildirir. Sonrasında muhabir banka amir bankaya ulaşarak, malların bedelini tahsil eder. Son olarak da amir banka akreditif bedelinin ödendiğini işaret etmek için elinde bulunan belgeleri amire yani ithalatçıya ulaştırır.

 Böylelikle akreditif işlemi yapılma olur ve oluşturulan tecim güvenle gerçekleşir. Bundan sonrası amir bankayla ithalatçı arasında belirlenen planlama ile ödeme işlemleri yapılır. Bankaların ödemesini alması mevzusunda da birçok avantajı bulunur. İthalatçı bunlardan birini kabul ederek, mal alım işlemini gerçekleştirmiş olur. Sonucunda da akreditif işlemi tam anlamıyla gerçekleşmiş olur.

 

İhracatçı Firmalar Açısından Akreditifin Avantajları Nelerdir?

 

  • Akreditif ilk kez çalışılan müşteriler ile yapılan dış ticaret işlemlerinde güvenle kullanılabilmektedir. Böylece ihracatçılar açısından yeni pazarlar ve yeni müşteriler bulma anlamında akreditifli ödemenin mühim bir yeri oluşmaktadır.

  • Orta ve yüksek tutarlı işlemlerde akreditif en güvenli ödeme seçeneğidir. Bu tip işlemlerde akreditif ihracatçılar açısından hem ödeme güvencesi verir; bununla birlikte pazarlama pozitif yanları sağlar.

  • Bazı ülkelerde ithalat yapmak için akreditif kullanması zorunludur. Örneğin Bangladeş, Cezayir şeklinde ülkeler tüm ithalat işlemlerinde yasal zorunluluk neticesinde akreditif kullanmaktadırlar. Akreditifli ödeme ile çalışabilen ihracatçı firmalar kendilerine bu pazarlarda daha kolay yer açabilmektedirler.

Akreditif ile yapılan ihracatlarda ithalatçının batkı etme riski önemli seviyede ortadan kalkmaktadır. Çünkü müsait evrak ibrazı karşısında ödeme yükümlülüğünü veren kurum ithalatçı değil, ithalatçının bankasıdır.

Akreditife teyit ilave ettirilerek hem de ithalatçının ülke riskinden de sakınmak mümkün olmaktadır.

Akreditifli ödeme ile ithalatçının haksız yere malı kabul etmeme veya evrakları bankasından almama benzer biçimde takınacağı ticareti bozucu davranışların önüne büyük ölçüde geçilebilmektedir. 

Burada mühim nokta ihracatçının uygun evrak ibrazı yapmasıdır. Evraklarda biriki olması niteliğinde bankanın ödeme güvencesi ortadan kalkmaktadır. (İhracatçının hileli muamele yapması durumunda ithalatçıların mahkemeden ödemeyi durdurma kararı aldırması her vakit mümkündür)

Akreditif şartları kesindir ve akreditif açılışından sonra değiştirilemez. İhracatçı firmalar daha işlemin başından itibaren ödemeye ulaşmak için hangi adımları takip etmeleri gerektiğini bilmektedirler.

 

İthalatçı Firmalar Açısından Akreditifin Avantajları Nelerdir?

 

İthalatçı firmalar açısından akreditifin en önemli pozitif yanları çoğu zaman peşin ödeme istek edilen pazarlardan akreditif ile peşin ödeme yapmaksızın ürün ithal edebilmektir. Böylece ithalatçı firmalar ödeme yapmak için vakit kazanmaktadırlar.

 

İhracatçı ve İthalatçı Firmalar Açısından Akreditifin Dezavantajları Nelerdir?

Akreditifin en mühim dezavantajı pahalı olmasıdır. Gerek açılış aşamasında ithalatçının ödemiş olduğu akreditif açılış masrafları, gerekse de ihracatçı şirket tarafınca ödenen teyit, rezerv, ihbar, rambursman benzer biçimde komisyonlar akreditifin en önemli dezavantajlarından birisi konumundadır.

Akreditif bilhassa ihracatçılar açısından operasyonel olarak zor ve yorucu bir işlemdir. Ayrı bir ihtisas talep eder. Mutlaka akreditif belgelerinin bir akreditif uzmanı tarafınca hazırlanması gerekmektedir.

Özellikle Türkiye için akreditif konusunda yaşanan en büyük mağduriyetlerin başlangıcında ise konu ile alakalı tam malumat sahibi olmayan kişilerin ihracatçı ve ithalatçı firmaları yanlış yönlendirmesinden meydana gelmektedir.

 

admin

Bir cevap yazın